The Arrangement

(Kader Degişmez)

Yıl: 1969 | IMDB: | Altyazılar: Türkçe 4, İngilizce 3

Eddie Anderson, bir reklamcıdır. Çalıştığı şirketin vazgeçilmez elemanı olan Eddie, karısı Florence ile birlikte maddi anlamda her şeye sahiptir. İyi bir yaşamı olan Eddie, zamanla kendini bir arayış içerisinde bulur ve varlığı tartışılır genç ve güzel bir kadın olan Gwen ile yasak ilişki yaşamaya başlar. Yaratıcı bir reklamcı olan Eddie'nin saklı gerçeklik arayışları, başına gelen bir felaketten sonra ortaya çıkacaklardır.
Aka: Kader degismez Dil: English

Oyuncular

Eddie Anderson

Florence Anderson

Sam Arness

Arthur Houghton

Tüm Ekip

için tıklayınız.

Michael Anderson

Gloria Anderson

Dr. Weeks

Dr. Leibman

Father Draddy

Thomna

Finnegan

Uncle Joe

Judge Morris

Ellen Anderson

Girl in Motel

Michael - Age 12

Eddie - Age 15

Party Girl

Wife of Judge Morris

Yönetmen: , Senaryo: Yapımcı: , ,

ÜLKE

USA

YÖNETMEN

TÜR

Drama, Romantik

SÜRE

125 Dakika

Oluşturulma Tarihi: 2017-02-17 - Son Güncelleme Tarihi: 2018-06-20

Altyazılar

Üye girişi yaparak altyazıları tek bir sayfa üzerinden kolayca indirebilirsiniz. Üyelik için tıklayınız.
Sürüm/Bölüm/Not Dil FPS Dosya Format Tarih Çevirmen Yükleyen Onay Hit İndir

İngilizce Altyazı
İngilizce 23.976 1 SubRip 26-01-2018 15:39 LuftWaffe capitano 1
HDCLUB The.Arrangement.1969.720p.WEB-DL.HDCLUB (0)

Türkçe Altyazı
Türkçe 23.976 1 SubRip 26-01-2018 15:38 LuftWaffe capitano 3
HDCLUB The.Arrangement.1969.720p.WEB-DL.HDCLUB (0)

İngilizce Altyazı
İngilizce 25 2 SubRip 17-02-2017 22:27 DVD-Rip 2
GENEL (0)

Türkçe Altyazı
Türkçe 23.976 1 SubRip 17-02-2017 22:20 LuftWaffe 8
SER The.Arrangement(1969).DVDrip.AC3.Xvid-SER (0)

Türkçe Altyazı
Türkçe 25 1 SubRip 17-02-2017 21:24 LuftWaffe 3
ESP The.Arrangement.1969.DVDRip.XviD.MP3.Dual.ENG-ESP.(1.46 GB) (0)

Türkçe Altyazı
Türkçe 25 1 SubRip 17-02-2017 21:03 LuftWaffe 5
KaraGarga (0)

İngilizce Altyazı
İngilizce 25 1 SubRip 17-02-2017 20:51 DVD-Rip 3
GENEL (0)

JaguaR 28-05-2018 10:05

Geçtiğimiz hafta uzun bir yoldan dönerken otobüste, yoğun öneri üzerine Livaneli'nin Elia ile Yolculuk isimli kitabını okudum. Bu öneri beni pek çok açıdan mutlu etmişti. Çok sevdiğim birkaç yönetmenden birisi Elia Kazan'dır ve kitap doğrudan onunla ilgiliydi, keza bir anı kitabıydı. Anı demek malum belgesel demek. Müthiş heyecanlanmıştım ve hemen kitabı almıştım lakin sakin kafayla okumak istediğimden ötürü epeydir bekletiyordum.
Keza yine çok sevdiğim bir diğer yönetmen olan Martin Scorsese'nin Elia Kazan ile ilgili enfes belgeselini de birkaç gün öncesinde izlemiştim. Elia ile Yolculuk kitabı özetle Livaneli'nin Elia Kazan usta ile olan anılarını içeriyor ve sinemaya dair tahminimden çok fazla detay mevcut kitapta. Aslında kitabı okumuş olmak filmi daha hakkıyla değerlendirmek için epey faydalı oldu. Zira yazar, büyük üstadın iç dünyasını kendi deneyimlerinin tümünü olmasa da (bazılarını çok mahrem gördüğü için aktarmyı tercih etmemiş ne yazık ki) bir miktar bizlerle paylaşmış. Bu da Elia Kazan hakkında az çok bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Yönetmenin sondan üçüncü filmi olan filmi izlerken yönetmenin aslında kendisiyle, sevdiği insanlarla ve hayatla hesaplaşmasının izlerini de dolaylı olarak görme şansı buluyoruz. Zaten film yönetmen, kendi yazdığı otobiyografik romandan filme uyarlama yapmış. Kendisiyle, ailesiyle, sevdikleriyle ve çevresinde olmuş insanlarla hesaplaşıyor tüm film boyunca.

Kapitalist düzenin işleyen çarklarından birisi olan reklamcı Eddie Anderson (Kirk Douglas bu rolde döktürüyor) tekdüze hale gelmiş, karısıyla ilişkisi bayatlamış, muhteşem yaşam konforuna rağmen (filmin hemen başlarındaki sabah tüm ailenin uyanıp duş-hazırlık-kahvaltı sürecindeki rutinleri çok çarpıcı şekilde aktarılıyor) yaşadığı çok sıkıcır hayat rutinini kırabilmek için artık bir kaçış noktası aramak ister ve çılgınca bir hareket sonrasında büyük bir kaza geçirir. Bu kaza sonrasında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Zira rutinin dışına çıkmış ve kendi iç sesini dinlemeye ve hayat ile hesaplaşmaya başlamıştır ve bu yol geri dönülmesi çok zor bir yoldur.
Düşük imdb puanından da anlaşılabileceği gibi pek sevilmemiş bir yapım. Bunun en büyük nedenlerinden birisini çok girift, zorlu ve zaman zaman aşırı dinamikleşen kurgusu. jump-cut'lara alışkın ve dozajında olduğunda seven bir izleyici olarak, toplam süresi 2 saat olan bu filmde bitmek bilmeyen jump-cut'lar resmen süründürdü beni. Tabii bu tercihin nedenini hemen anlıyorsunuz lakin bu denli hızlı, aşırı dinamik geçişler bir süre sonra yorucu olmaya başlıyor ve hatta hikayeyi takip etmeyi zorlaştırıyor. Keza orta yaşa ilişkin yaşanmışlarla hesaplaşma belli bir yaş seyircisine hitap eden bir içeriğie sahip. Hele ki böylesi hesaplaşmalardan sürekli kaçan, bunu yapmak istemeyen bir seyirci için izlenmesi olanaklı bir film olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ama son tahlilde kesinlikle başarısız bir film değil. Çok öznel, çok dolu, çok çarpıcı bir film ama yönetmen ile empati kurabilecek, hayat ile hesaplaşmayı göze almış olabilenler için bir film olduğunu söylememiz lazım. Bir de 1950'lerin sonu 60'ların başlarında sıklıkla gördüğümüz teatral yaklaşım filmde de mevcut. Uzun süresi, tiyatro eserlerinde gördüğümüz uzun diyaloglardan oluşan hesaplaşmalar bu türe alışkın seyirciye hitap ediyor. Kirk Douglas her başarılı sanatçı gibi yüksek egosu ile yönetmene kan kusturmuş çekimlerde lakin çok büyük oynamış. 
Bir de ilginç bir bilgi vereyim: Kirk Douglas'ın rolünü aslında Marlon Brando oynayacakmış (Kazan ve Brando'nun On the Waterfront birlikteliğini hatırlayın), en başta öyle planlanmış lakin Martin Luther King'in öldürülmesinin ardında Brando bu olayın etkisi nedeniyle oynamaktan vazgeçmiş, Kazan haklı olarak bu gerekçenin filmde oynamamak için bir bahane olup olmadığını merak etmiş. Ama bence Kirk Douglas rolünün hakkından fazlasıyla gelmiş. Brando'nun mimiklerini ve kasılmalarını bu filme pek görmek istemezdim. Hırslı bir burjuva rolü kesinlikle Kirk Douglas'a çok uygun olmuş. İlginçtir Kazan Douglas'ın performansından memnun kalmamış ve rolü Brando oynasaymış diye epey hayıflanmış. Tabii yönetmenin kafasındaki düşünceler ve oyuncu takıntıları ile seyircininki her zaman uyuşmaz, gayet doğal.

Faye Dunaway için ayrıca bir şeyler yazmak istemedim. Kendisi ile alakalı yazacak çok şey var ama bu filmdeki oyunculuğu ile alakalı pek söyleyebileceğim bir şey yok. Varlığı yetiyor. Kendisine düşen pay fazla değil (gerçi menajeri yüzünden çok para ödemiş kendisine-- bu durumu Bonnie and Clyde efsanesinden 2 yıl sonra bu filmin çekilmiş olmasına rahatlıkla bağlayabiliriz). Douglas ile Dunaway'in kumsal sahnelerindeki cesur pozlarını sadece dvd sürümde bulabileceğinizi (web-dl sürümde epeyce sansürlenmiş) ve bu pervasızlığın 60'ların sonundaki özgürlükçü ortamın bir getirisi olduğunu da belirtelim.

Tüm çabalarına rağmen Kazan'ın kimseye yaranamadığını, filmin beğenilmediğini ve o dönemde çok eleştirildiğini, sonradan da hakkının verilmediğini ve yönetmenin kendisinin de tatmin olmadığı bir yapım olmadığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Ben kendi adıma yönetmenin kendisi ile hesaplaşma cesaretine saygı duyduğumu ve zoraki olmasına rağmen bence olmuş Douglas tercihi ve filmin çok etkili içeriği nedeniyle aşırı yorucu kurgusuna rağmen filmi beğendiğimi söyleyebilirim.7.4/10

Videolar