Honeyland

(Bal Ülkesi)

Yıl: 2019 | IMDB: | Altyazılar: Türkçe 3,

Hatice Muratova Balkanlar’ın sarp dağlarında terk edilmiş bir köyde annesiyle birlikte yaşıyor. Geçimini yabani arıcılıkla sağlıyor, fakat arıların payını da gözetiyor, hatta arılarla konuşuyor, onlara şarkılar söylüyor. Piyasa denen kentli canavara, birden köylerine taşınıp para kazanmak için gözünü arılarına diken aileye ve doğaya karşı büyük bir mücadele yürütmek zorunda. Çekimleri üç yıl süren bu film insan-doğa ilişkisi üzerine düşünmek için önümüze yeni bir ufuk açıyor Gönderen : @DeanJames

Yayın Tarihi: 28-01-2019 Aka:
  • Honeyland
Dil: Türkçe, Makedonca, Serbo-Hırvatça, Boşnakça

Oyuncular

Herself

Himself

Herself

Yönetmen: Yapımcı:
ÜLKE
Makedonya Cumhuriyeti
YÖNETMEN
SÜRE
89 Dakika
OY VER

Oluşturulma Tarihi: 03-04-2019 - Son Güncelleme Tarihi: 08-02-2020

Altyazılar

Üye girişi yaparak altyazıları tek bir sayfa üzerinden sıralayabilir ve topluca indirebilirsiniz. Üyelik için tıklayınız.
Sürüm/Bölüm/Not Dil FPS Dosya Format Tarih Çevirmen Yükleyen Onay Hit İndir

Türkçe Altyazı
Türkçe 23.976 1 SubRip 09-02-2020 02:24 Sapona toros06 49
Sürüm: Honeyland.2019.SUBBED.1080p.WEBRip.x264.AC3.HORiZON-ArtSubs | 1080p WEB-DL x264 6CH 1.5GB
Not: Çeviri notlarını okuduktan sonra izlemenizi öneririm.

Türkçe Altyazı
Türkçe 23.976 1 SubRip 07-02-2020 01:09 Sapona toros06 178
Sürüm: Honeyland.2019.1080p.WEB-DL.x264-Rapta | 1080p.WEB.h264-W4F
Not: Çeviri notlarını okuduktan sonra izlemenizi öneririm.

Türkçe Altyazı
Türkçe 23.976 1 SubRip 07-02-2020 01:06 Sapona toros06 274
Sürüm: Honeyland.2019.1080p.WEBRip.x264-[YTS.LT] Not: Çeviri notlarını okuduktan sonra izlemenizi öneririm.

toros06 03-01-2020 06:49 Id:7553

Bu film için altyazı beklemenize gerek yok arkadaşlar, Fimde çoğunlukla Türkçenin Balkan Şivesinde konuşuyorlar. Güzeldi. Sıcaklığıyla içimi ısıttı. Nedenini açıklamak istemiyorum; yer yer içim burkuldu. 

Franz_K 17-01-2020 11:23 Id:7735

Bu yılın En İyi Belgesel Film ve Yabancı Dilde En İyi Film dallarında Oscar adayı ve insan ile doğa arasındaki güçlü ilişkiye, bu ilişkinin kırılganlığına, insan açgözlülüğünün doğada yarattığı tahribata dair güçlü mesajlar veren özgün bir belgesel drama Honeyland. Yaşlı ve yatalak annesiyle terk edilmiş virane bir köyde, tek odalı bir evde bir başına yaşayan ve yabani arıcılıkla geçinen Hatidze’nin hikâyesine odaklanan film, doğa ile uyum içinde yaşayan, elde ettiklerini onunla paylaşan bu insanın, hayatına giren her açıdan doyumsuz, açgözlü ve her şeyi kendi varlığını sürdürmekten ibaret sayan bir aile ile bozulan düzenini anlatıyor. Doğaya saygılı, ihtiyacından fazlasına tamah etmeyen ve bu haliyle mutlu Hatidze karakterinin avcı toplayıcı ilk insanları çağrıştıran hayatıyla köye gelen gereğinden fazla türemiş, çok çocuklu, doğayı sömürmek ve kendi çıkarları için kullanmak amacıyla elinden geleni ardına koymayan günümüz insanlığının modeli aile ile karşılaştırılması filmin omurgasını oluşturan ana sorun olarak çıkıyor karşımıza filmde. Bu anlamda film, özellikle 15. Yüzyılda kendini gösteren ve etkileri hala silinememiş Batı sömürgeciliğine ve günümüz insanoğlunun doğaya karşı artarak devam eden sömürgeci ve bencil yaklaşımına dair güçlü mesajlar içeriyor. Öte yandan film belgesel türünün ötesinde Hatidze’nin annesiyle olan ilişkisi üzerine kurulmuş dokunaklı finaliyle güçlü bir dramatik hikâyeye sahip. Makedonya Cumhuriyeti yapımı ve henüz Türkçe alt yazısı bulunmayan film, Batı Trakya Türkçesinin en anlaşılmaz lehçesine dayalı diyalogları yüzünden sadece Türkçe bilen seyircilerin birkaç sözcük anlayabileceği, az buçuk İngilizce bilenler için ise gayet anlaşılır bir yapım. Kaldı ki film diyaloglara hiç hâkim olmasanız bile görsel anlamda mesajını vermekte hiç zorluk çekmiyor.
8,0 /10

Franz_K 17-01-2020 11:26 Id:7736

Ayrıca @toros06'nın söylediklerine katılmıyorum. Bu film için alt yazı beklemenize gerek var. Film her ne kadar diyalogları anlamadan anlaşılabilir olsa da diyalogları anlayabileceğiniz bir dublaj ya da alt yazı ile daha da anlam kazanacaktır. 

DeanJames 20-01-2020 01:27 Id:7764

Hatice'nin hikâyesi kesinlikle izlemeye değer. Film çoğunlukla Türkçe; başlarda anlamakta biraz zorlanılsa da dikkatle izlendiğinde Türkçe konuşan insanlar için gayet anlaşılır bir belgesel-film. Tabii yer yer farklı diller de konuşuluyor, o kısım için en azından İngilizce altyazı gerekli.  Honeyland, çok doğal, kesinlikle kendinizi aynı ortamda hissediyorsunuz. Film içinde hayvanlara ve çocuklara üzüldüğünüz yerler var ama film doğallığı bozmamak adına her şeyi olduğu gibi aktarmış ve müdahale edilmemiş. Hem belgesel olarak hem de film olarak kabul edilebilir. Gerçekten etkileyici, ben ağzım açık izledim doğrusu. Sıradan insanların sıra dışı hayatları.

toros06 16-02-2020 07:29 Id:8118

Makedonyalı yönetmenler LjuboStefanov ve Tamara Kotevska, Filmleri “BAL ÜLKESİ” için diyorlar ki;
“Belgeselin öyküsü; neredeysekaza eseri başladı.
Tamara Kotevska’ya ilebirlikte; kısa bir doğa belgeseli için dağlık bir alanda araştırma amaçlı çekim
yaptığımız sırada, yabani bal arılarının kovanları ile karşılaştık. Bu kovanlar
bizi, Avrupa'nın son yaban arıcılarından olan Hatice’ye götürdü ve O’nunla
tanışmış olduk. Hatice; nesiller boyunca aktarılmış olan yöntemlerle, doğal bal
elde ediyordu.
‘Delice bir macera’ olaraktanımlayabileceğimiz çekimler; yaz sıcakları ve kış ayazları arasında 3 yıl
sürdü. Montaj masasında geçen bir yılın sonunda, ilk filmimizi ellerimize almış
olduk.
Honeyland; Bekirlice adında,elektriği, yolu ve akan suyu olmayan terk edilmiş bir köyde hasta annesi ile
birlikte yaşayan ve eski usullerle arıcılık yapan Hatice'nin, yaşadığı bu ücra
köye taşınan SAM Ailesiyle karşılaşmasını ve bu tanışma sonrası yaşadığı
sorunları gözlemliyor. Hatice'nin yaşamı, göçebe Sam ailesinin, inek sürüleri,
gürültülü araçları ve söz dinlemez yedi çocuklarıyla köye yerleşmeleri sonucu
değişiyor.
Film bizim yaşamımızı derinden etkiledi. Çünkü; Honeyland, doğayı korumanın önemi kadar, insan
ilişkileri üzerine de çok şey anlatıyor.
 
‘PAYLAŞMAK İÇİN YAŞAMAK’
Hatice yaşamını basit bir ilke üzerine inşa etmiş: “Yarısı sana, yarısı bana”. "Arılarla ve doğa ile
paylaşmak, yaşamın devamlılığının anahtarıdır." Hatice; yaşam düsturu olan
"Yarısı bana, yarısı sana" sözünü, dağda bal topladığı sırada da
yineliyor. Bu; aslında, modern dünyada anlamını yitirmekte olan bir mesajdır. Tek
geliri, Üsküp'te kurulan pazarda sattığı bal. Bu balın da yarısını alıyor,
diğer yarısını arılara bırakıyor.
Sam ailesi köye ilk taşındığında; Hatice onlara kucak açarak karşılıyor, yayla balcılığı konusunda
nesiller boyu öğrendiklerini, bu yeni komşuları ile paylaşıyor.
Ancak ailenin babası olan Hüseyin, balı daha fazla hasat etmek, daha fazla kâr etmek istiyor. Kendi
balının tamamını hasat ettiği için; arıları, Hatice'nin kovanlarına saldırıyor
ve bu kovanların yok olmasına neden oluyor. Komşular arasında sorunlar
başlıyor.
Bu noktada; Sam ailesini, ‘yıkımın sembolü’ olarak göstermeyi amaçlamadık, yaşamlarını sürdürmeye çalışırken,
"hepimizin verdiği yanlış kararlara ayna tutmaya çalıştık"
 
'BİLGELİK, GÜÇTEN DAHA KUVVETLİ OLABİLİR'
Arılarla iletişim kurabilmeniz için; önce onlara yaklaşacak içsel kuvvetinizin, sonra da onları
sakinleştirebilmeyi öğrenecek sabrınızın olması gerekiyor. Bu yaşam tarzı;
güçlü olmayı değil, bilge olmayı gerektiriyor.
Yayla arıcılığının Hatice'yi fevkalade bir insana dönüştürdüğü gözlemledik.
Hatice, çoğu zaman hiç koruyucu kıyafet kullanmadan arılara yaklaşıyor. Arılar onu ısırmıyor, sanki
ona güveniyorlar. Hatice'den her duyduğumuz şey bir şekilde arılara gönderme
yapıyor. Hayatı boyunca arılarla çalışmış, bildiği her şeyi onlardan öğrenmiş.
Yayla aracılığı; bölgedeki yalnızca birkaç kişi tarafından biliniyor ve yapılıyor. Arıcılık, buradaki
köylülerin, hiçbir zaman ana gelir kaynağı olmamış ama nesilden nesile
incelikleri aktarılmış.

 'TEK BAŞINA OLABİLİRSİN AMA YALNIZ DEĞİLSİN'
Hatice, arılara ailesi gibi davranıyor, onlara çocukları gibi göz kulak oluyor. Onlar sayesinde,
hayatı ne kadar zor olursa olsun, kendini yalnız hissetmiyor.
Bir sahnede Hatice annesine; ‘kendisine gelen evlilik tekliflerine neden hayır dediklerini’
soruyor. Nazife; ‘kendisinin, değil ölen kocasının bu teklifleri geri
çevirdiğini’ söylüyor. Bu bölgedeki geleneksel toplumlarda, etnik kökenden ve
dinden bağımsız olarak; son doğan kız çocuğunun, anne ve babası ölene kadar
ailede kalması geleneği var.
Ancak; Hatice'nin kendi ailesini kurma özlemi var ve bunu, Sam ailesinin çocuklarından Mustafa ile
kurduğu bağ ile yansıttığını gördük. Hiç gerçekleşmeyen aile kurma özlemi,
arılara gösterdiği sevgide vücut buluyor. Çevresinde yaşayan her canlıyla,
mutluluk ve yoldaşlık kuruyor. Yaşadığı sürece; bu şekilde, tekrar tekrar mutluluğu
bulmaya devam edecek.

'GÖRÜNTÜLER SÖZLERDEN ÇOK DAHA GÜÇLÜ OLABİLİR'
Hatice de, Sam ailesi de, Makedonya’da yaşayan Türk azınlığa mensuplar ve filmde de yerel Türkçe'yi konuşuyorlar. Kuzey
Makedonya'da bugün 78 bin civarında Türk yaşıyor. Ülkenin 2,1 milyonluk nüfusu
içinde, yüzde 4'e denk gelen bir azınlık.
Biz Türkçe bilmiyoruz,dolayısıyla; dili anlamamak, çekimler sırasında bizim için problemdi ama yine
de onları konuştukları dilde çekmeyi tercih ettik.
 
'ARILAR VE İNSANLAR ÇOK BENZİYORLAR'
Hatice, diğer türlere kıyasla, arıların çok düşük ve aşırı yüksek sıcaklıklara karşı dayanıklı
olduklarını söylüyor. Filmi izlerken, bunun, bu coğrafyanın insanları için de
böyle olduğunu görüyoruz.
Ancak benzerlikler bununla sınırlı değil.
En başlarda dikkatimizi çeken; Hatice'nin annesi ile kurduğu ilişki oldu. Hatice'nin işçi bir arıya
olan benzerliği karşısında şaşkına düştük. Anne Nazife ise kraliçe arıya benziyor.
Film süresince Nazife hiç evden çıkmasa da bilgeliği ile kızına kriz anlarında
kılavuz oluyor.
Hatice’nin komşuları ile yaşadıkları sıkıntılarda da arılarla paralellikler var:
Sam ailesinin köydeki varlığı, Hatice'nin arılarına saldıran diğer arı kolonisi gibiydi. Çekimler
sırasında bu karşılaştırmayı kurabilmiş olmaktan dolayı çok memnunuz.”
 
'YÜKSEK BİNALARDAN,YILDIZLARI GÖREMEDİM'
Hatice, Oscar ödül töreni için Los Angeles'a gitmeden önce; aralarında New York ve İstanbul'un da olduğu
birçok gösterime katıldı.
Los Angeles'a ilişkin gözlemini ise "Yüksek binalardan, yıldızları göremedim" cümlesiyle
paylaşıyor.
Filmden elde edilen gelir,Hatice'ye bir başka köyde yeni bir ev alınmasını sağladı.
Ancak Hatice Muradova, arı sezonunu, halen eski köyünde geçiriyor.
Onun el değmemiş doğa içindeki yaşamı, film festivallerinin parıltılı dünyasından çok uzakta.
Hollywood sonrası yeniden o yaşama döneceğini ve baharla birlikte yeniden taş kulübesinin üzerinden
yıldızları izleyeceğini söylüyor.

Videolar

Galeri