Ahlat Ağacı

Yıl: 2018 | IMDB: | Altyazılar: İngilizce 1

Bazıları için taşra, tüm umutların eninde sonunda yalnızlıkla kesiştiği bir sürgün yeridir. Tıpkı babaların ve oğulların kesişen kaderleri gibi, tüm umutların, hayallerin, çaresizlikle kesiştiği hudutsuz bir sürgün yeri… Sinan oldum olası edebiyatla ilgili bir genç adamdır ve yazar olmak istemektedir. Anadolu'da doğduğu köye dönen genç adam kitabını bastıracak parayı bulmak için tüm enerjisini harcamaya başlar ancak babasının geçmişten kalan borçları başına dert olacaktır.

Aka: The Wild Pear Tree Dil: Türkçe

Oyuncular

Yönetmen: Senaryo: Yapımcı:
ÜLKE
Türkiye, Fransa
YÖNETMEN
TÜR
SÜRE
188 Dakika
9 /10 - (10)

Oluşturulma Tarihi: 2017-12-16 - Son Güncelleme Tarihi: 2018-12-18

Altyazılar

Üye girişi yaparak altyazıları tek bir sayfa üzerinden sıralayabilir ve topluca indirebilirsiniz. Üyelik için tıklayınız.
Sürüm/Bölüm/Not Dil FPS Dosya Format Tarih Çevirmen Yükleyen Onay Hit İndir

İngilizce Altyazı
İngilizce 24 1 SubRip 25-11-2018 12:03 DVD-Rip toros06 21
Sürüm: DVDRip >>> GENEL

Franz_K 03-06-2018 08:06

Nuri Bilge CEYLAN’ın gerek farklı okumalara açık çok katmanlı kurgusu ve uzun ama altı dolu diyalogları, gerekse alışık olduğumuz görsel ve işitsel ögeleriyle harikalar yarattığı son filmi. Film, ana ekseninde üniversiteyi bitirip köyüne, sorunlu ailesinin yanına dönen Sinan’ın yazdığı kitabı bastırmak için para bulma çabasını anlatıyor. Bu ana eksen etrafına ise Sinan ve babası arasında seyirciye sürekli olarak sorgulatılan bir ahlaki denge oturtuluyor. Bu ahlaki denge ve sorgulama sadece Sinan ve babası arasına da sıkıştırılmıyor; Sinan’ın film boyunca karşılaştığı platonik eski sevgili, ünlü bir yazar, belediye başkanı, inşaat firması sahibi, köy imamları vs. ile de devam ediyor. Film, ahlaki tercihleri açısından bir yandan en ağır şekilde Sinan’ı, bir yandan da Sinan gözünden karşılaştığı insanları yargılıyor. Öte yandan film, Kış Uykusu’ndaki Aydın karakterinde olduğu gibi entelektüel açıdan kendini dev aynasında, ahlaki açıdan ise sütten çıkmış ak kaşık gibi gören Sinan’ın kendi entelektüel ve ahlaki tercihleri arasındaki derin uçuruma da dikkat çekiyor. Dikkatli bir seyircinin en başta sezebileceği ahlat ağacı ve kuyu alegorilerinin çözüldüğü güçlü finali ile de yılın en iyileri arasına giriyor.
 
Kusur arayan her Türk seyircisinin kendince hatalar bulacağı bir film Ahlat Ağacı ve bir yönetmen Ceylan. Ancak gişe rekorları kıran yerli/yabancı filmlere şöyle bir bakıldığında bu ülkede Ceylan’ı beğenmeme kalitesinde ne oranda Türk seyircisi var bunu da iyi sorgulamak gerek. Sonuç olarak “Bir Ceylan filmi bir Ceylan filmidir, en kusurlusu bile bütün bir yıl göreceğiniz filmlerin yüzde doksanından iyidir.”
9,2 /10

busillis 08-06-2018 02:06

Genel hatlarıyla diyaloglar üzerinden ilerleyen filmler hep daha çok ilgimi çekmiştir. Bir de karakterler yaşamın içinden ve gerçekçi ise; onların konuşmalarında kendinizi bulursunuz, onlar konuştukça kendi iç sesinizi duyar gibi olursunuz. İşte böyle bir film Ahlat Ağacı. Bu hissiyatı paylaşanlar için de üç saate varan süresine rağmen zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız bir film. Burada şunu da belirtmek gerekir; uzun süreli filmleri evde izlemek ile sinemada izlemek arasında psikolojik olarak fark olduğunu düşünüyorum. Sinemada zihin izleme faaliyetine tam odaklı iken evde bilgisayar veya televizyon ekranında bu pek mümkün değil. Dolayısıyla filmi takip edenlere gösterimden kalkmadan sinemada izlemelerini öneririm.
Yazının devamı için tıklayınız.
10/10

DeanJames 03-12-2018 06:12

Bazıları için taşra, tüm umutların eninde sonunda yalnızlıkla kesiştiği bir sürgün yeridir. Tıpkı babaların ve oğulların kesişen kaderleri gibi, tüm umutların, hayallerin, çaresizlikle kesiştiği hudutsuz bir sürgün yeri… 
Böyle yazıyor filmin tanıtımında. Filmin konusuna ve anlattıklarına değinmeyi pek düşünmüyorum. Üzerine konuşulabilir şeyler, bizim gerçeklerimiz ama film yorumu olarak o tarafını pas geçiyorum. Ceylan önceki filmlerinde yaptığı gibi  bu filmde de taşradan gidip olgunlaşan, kendine göre entelektüel bir kimlik kazanan bir gencin, taşraya baba evine dönmesi ve yaşadığı ikilemler, belki de diğer insanlara üstten bakması ve hissettiği yalnızlık üzerine kurulu.  Ceylan muhakkak kendinden bir şeyler katarak bunları yoğurup bize sunuyor ama biraz da kendini tekrara düşmüyor değil, en azından diğer filmlerini izleyenler bu tekrarı bariz şekilde hissedeceklerdir. Bunu aslında tam olarak bir eleştiri olarak yazmıyorum ama eğer aynı şeyleri farklı kılıflarla söyleyecekse buna artık çok da gerek olmadığını düşünüyorum. Tabii ki bu yazdığım filmin kalitesini ve değerini azaltmıyor.
Artık bu filmle beraber iyice dikkatimi çeken bir diğer konu; NBC'nin yaptığı filmlerin herkesin anlayamayacağı , belirli bir zümreye hitap eden festival filmleri olduğu safsatası. Yahu bu nereden çıktı hiç bilmiyorum. NBC öyle çok uçlarda dolaşan bir sinemacı değil, gayet anlaşılır ve basit filmler yapıyor. Bu film de öyle. Sinan gibi, Hatice gibi, İdris gibi yüz binler hatta milyonlar var bu ülkede. Bizi anlatıyor bu işte , yani sizin de amca oğlunu , hala kızını ,hatta sizi anlatıyor. Kendi gerçeklerimize hangi ara bu kadar yabancılaştık anlamak mümkün değil. Belki de bizde sinemayı gerçeklerin bir yansıması değil de normal hayatlarımızda olmayacak şeyleri izlemek istediğimiz bir platform olarak görmemizden kaynaklanıyordur bu durum. Gerçekleri izlemek sıkıcı olabilir. Sinemada anlatılması gereken her şey çoook acayip , olağanüstü , wow dedirtecek şeyler olmak zorunda değil. Ceylan'da kendi gözlemlediklerini, hatta kendi hayatından da bir şeyler koyarak bizi anlatıyor. Fransızlar ödül veriyor ama onları anlatmıyor. Bizi anlatıyor, bizi.  
Filme dönersek, Ceylan her zaman ki gibi görsel anlamda ustalığını konuşturmuş. Zaten işin fotoğrafçılık tarafından geldiği için, gerçekten bu işi çok iyi yapıyor. Yine hikaye olarak, yukarıda bahsettiğim üzere birazcık tekrara düşse de , özellikle final ile izleyicinin dikkatini çekmeyi başarıyor. Doğu Demirkol beklediğimden daha iyi bir iş çıkarmış, hatta en iyisiydi diyebilirim. Belki de diğer oyuncular az süre aldıkları için olabilir, ya da kimden ne bekliyordum bu konuda tam bilmiyorum.
Güzel film. Daha uzun konuşulabilir hakkında. Göndermeler, alegoriler, yabancılaşma, felsefi tartışmalara olarak ele alınıp daha detaylı değerlendirebilir.  Sinan'ın hikayesinin yanında arada değinilen küçük şeylerden , ülkenin gerçekleri hakkında ve felsefi, psikolojik olarak saatlerce tartışılabilir. NBC bu taşra meselesini ne kadar daha devam ettirmek istiyor bilemiyorum. Mutlaka kendi de soruyordur bu soruyu. Taşra üçlemesini mi tekrarlamak istiyor acaba. Film çekmenin yanında anlatacak yeni bir şeyler de bulmak zor iş. Umarım üzerine koyarak devam eder. Ülkenin bu tür adamlara ihtiyacı var.

19Tufan03 05-12-2018 08:12

Başrollerinde Doğu Demirkol ve Murat Cemcir'in oynadığı, bir Nuri Bilge Ceylan filmi. Evrensel eleştirilerden çok, yurtsal eleştirilerin daha fazla olduğu bir Nuri Bilge filmi olmuş. Nuri Bilge Ceylan, Kış Uykusu ve Bir Zamanlar Anadoluda da olduğu gibi, tekrardan birey eleştirisi yapmış, ancak ideolojik eleştirilere de en az bu eleştiriler kadar yer vermiş. Nuri Bilge Ceylan bir paradoks inşa etmiş bu filmde. Yalnızlık trajedesini, çok güzel bir kurguya dönüştürmüş. Bunu yaparken de, atanamayan öğretmenlerden, kaderleri cehalet olmuş ideolojilere kadar, hepsine giymiş giydirmiş. Yetmemiş, aydın kesime de giydirmiş.

En başından beri babasını eleştiren ve hayatı çözdüğünü ve de insanları anladığını sanan Sinan'ın, babası üzerinden kendiyle yüzleşmesini, aslında babasının yaşadığı hayatın bir benzerini yaşadığının farkına varmasını, aile veya insanlar arasında olmanın, yalnız olmaya engel olmayacağının gerçeği, önce Sinan'ın, sonra da biz izleyicilerin suratına bir tokat gibi indi. Bu yüzdendir ki, Sinan'ı yalnız bir şekilde kuyuya asılmış olarak resmetti büyük usta, tıpkı babası İdris'i ağaç önünde ölmüş zannettirdiği gibi. Bununla birlikte, babasının kaderini resmetti. Bu resmedilişle, hep kızdığımız sorumsuz, para yiyen, kumarbaz babaya fazlasıyla üzüldük. Kızdığımız/eleştirdiğimiz hayatlar, belki ilerde yaşayacağımız hayatlardır. Belki de bizim kızdıklarımız/eleştirdiklerimiz bizi anladığını zannettiğimiz insanlardan daha fazla anlıyordur. Bununla birlikte, babanın kaderini çok güzel resmetmiş Nuri Bilge.



Diyalog derinliği olarak, hiçbir zaman Bir Zamanlar Anadoluda göremeyeceğiz sanırım. Kış Uykusu ve Bir Zamanlar Anadoluda'ya göre diyalog derinliği 1-2 tık geride kalmış. Özellikle, şu kel yazarla ve 2 imamla olan sahneleri bana biraz fazla uzatılmış geldi. Ancak sinematografi ve teknik açıdan en az onlar kadar kaliteli film.

Bütün bunlara ilaveten, kadın eleştirilerini diğer filmlerde olduğu üzere tekrardan gördük. Kadın eleştirilerini bu sefer odak hale getirmemiş Nuri Bilge, ancak Sinan'ın özellikle annesiyle diyaloğunda tekrardan gördük bu eleştirileri. Bununla birlikte, filmin müziği çok güzel, çok hoş. Kış Uykusu'nun müziği kadar olmasa da sevdim, ama yine oldukça az sahnede kullanılmış müzik. Müziğin orjinali;
 
Sinematografi ve teknik açıdan nerdeyse kusursuz bir film. Tablo, kartpostal sahne konusunda Avrupanın en iyi yönetmenlerinden biri Nuri Bilge. 






Ve her şey bir yana, oyunculuk bakımından, gerçekten büyük film. Doğu Demirkol kimdir bilmem, ancak çok başarılı buldum. Murat Cemcir'in de daha 1 tane filmini izlemişliğim yoktu, muhteşem oynamış. Hayran kaldım, almış götürmüş filmi resmen. 8,4 / 10

Videolar

Galeri