PLANETDP // HABERLER // Stargirl (2020) - (İnceleme)

Bağır Leo, evrenin sesini duymasını istemez misin? Böyle der, Stargirl'de; büyülü mü büyücü mü artık neyse… Ama kocaman ağzını çevreleyen iri dudaklarıyla hep soran bakışlar atan güzel gözleriyle, kendi kendine taktığı isimle şirin ama başkalarınca aynı zamanda tuhaf bulunan Stargirl. Aslında Leo’da özünde tuhaf bir çocuktu… Yani kendine özgüydü. Hani insanlar farklılıklarıyla eşsizdir sözünün anlatmak istediği gibi diyelim. Ama değişmek zorunda kalır.

Nasıl mı? Daha Leo Borlock çocukken babasını kaybeder annesiyle baş başa kalır. Ama neşelidir, hayat doludur yine de. Çünkü babası da komik, ahmak ve muhteşemdir oğlunun gözünde ve armut dibine düşmüştür. Babasından kalan kocaman üzerinde bir kirpi resmi olan kravatı her gün takar boynuna ama dokuz yaşına gelince okuldakiler onun tuhaf kıyafetlerini beğenmezler ve hele de kravatı hiç. Ortadan kesiverirler makasla. Leoherkes gibi, olmaya karar verir ve kravatını kesilen yerden tekrar zımbalayıp dolabına kaldırır ve bir daha çıkarmaz.

Liseye başladığında Loe bando takımının üyesidir ve kalabalıklar içerisinde görünmeyen, kimseyi rahatsız etmeyen bu nedenle de kimse tarafından rahatsız edilmeyen herkes gibi sıradan biridir artık. Ne zamana kadar? Tabi Stargirl Mica Lisesine gelip karşısına çıkana kadar. Daha ilk görüşte kendi çocukluğunda ki gibi biri olduğunu anlar sanki, giyim tarzı bile nerdeyse aynıdır bu kızın ve Leo istemsiz takılır peşine… Ama mesafeyi de hep korur. Stargirl ise öyle mesafeleri filân takacak biri değildir.

İnsanları sevmekle ilgili herkes büyük lâflar eder. Ya da kimse ben insanları sevmiyorum demez. İdeolojiler, siyasi akımlar aman allahım neler neler. Herkes, her görüş bu büyük insanlığı sever de sever. Ama iş tek tek insanları sevmeye gelince… Bu zor iştir. Meşakkatlidir. Sabır ister. Empati gerektirir. Yani bütün gün hümanizm nutukları çeken bir entelektüel komşusunu bile sevemeyebilir. Hele hiç tanımadığın birine yardım edip bundan mutlu olabilmek. Eh bu tam peygamberavî bir şey olsa gerek. Düşmanını bile sevmek… 

İşte Stargirl böyle biri. Gizemli ve sevecen kız hiçbir şey olan Mica Lisesinin büyülü şans getiren ruhu olur. Bir şarkı söyler, hiç kazanamayan okul takımı maç kazanır. Sonra Stargirl çok sevdiği Leo’nun, herkes gibi olsan mutlu olursun, sözüne inanır ve herkes gibi olmaya çalışır. Ama olamaz tabi. Ama ama, Leo’ya -her şeye olduğu gibi- hayat vermeyi başarır. Leo’yu çocukluğunda girdiği ve bir türlü çıkamadığı kozasından çıkarır. Artık o çekingen görünmeyen çocuk Leo, hayata ateş etmeye hazırdır.

Film çok naif, sımsıcak yavaş ilerleyen ama hiç sıkmayan bir filmdi. Çekimler sıradan olsa da ışık çölde özellikle güzeldi. Oyunculuklar bence iyiydi. Ama özellikle  Susan 'Stargirl' Caraway karakterine can veren Grace VanderWaal çok sahici ve başarılıydı. Hele şarkılarda ki performansları enfesti. Zaten müzikle hemhalmiş. Graham Verchere yani bizim şirin ve çekingen ama artık hayata hazır Leo ise çok iyiydi. Şaşkın haller ve saflığı ile müsemma suratı, şıpın işi uymuş role. Her iki oyuncunun da ilk uzun filmleri sanırım. Yolları açık olsun.

Kaynak: Blogum filmdizikitaptr
 

Yorumlar (1)

Putte- 05/26/2020 07:05 Id:1072

Keyifle okudum. Ellerine sağlık !